TV ve Stream Yapımlar: Bir “Yerli Diziler” Eleştirisi

Yerli Dizilerde Son Durum

Buraya Yazdım ekibi için yerli diziler artık iki evrenden oluşuyor. Bir tanesi TV’de dönen saçmalıklardan ibaret. Zengin esas oğlan veya kızın yaşadığı aşk, ayrılık acısı ve kavuşamama, uzun bakışmalar, fakirlikten bir anda zenginliğe geçiş (tam tersi de zaman zaman söz konusu), takım elbiseli mafya bozuntularının özlü sözler eşliğinde devam eden derin devlet hikayeleri, klasikleşmiş ve klişeleşmiş yapış yapış mahalle komedileri, bir ara dizilerin ana teması haline gelen köy hikayeleri ve aşiret çemberindeki aşk fantezileri, Arka Sokaklar ile polisiye dizilerin düştüğü durum… Aklınıza gelen başka örnekler mutlaka vardır. İsimleri bir düşünün bakalım aklınıza neler gelecek. 

Diğer dünyada ise internet aleminde yayılmaya başlayan yapımlar var. Sansürün hala pis ve kokuşmuş elini uzatmadığı, reyting kaygısı TV kadar yoğun olmayan özgün yapımların ortaya çıkışına şahit oluyoruz. Özellikle Blu TV ve kısıtlı da olsa Puhu TV’nin itici gücü bu dünyayı güzel yapımlarla süsler hale geldi. Kaliteli, özgün ve orijinal yapımları özler hale gelmişiz demek ki pek bir sever olduk. Netflix’in glokal yaklaşımı da bu konuda esaslı bir itici güç oldu bu arada. Daha dün akşam “Hakan:Muhafız” dizisinin ilk beş bölümünü bitirdik bile.

Haberler ve Açık Oturumlar

Bu arada sadece diziler değil açık oturumlar ve haberler bile artık boyut değiştirdi, ne yazık ki negatif yönlü olarak evrildiler. Açık oturumlar her akşam neredeyse benzer insanların, aynı fikirler etrafında konuşmaya devam ettiği (tartışma kelimesi yerine konuşma kelimesini özellikle kullandım) sıradan programlar halini aldı. Ana haberler mi? İlk önce hükümet icraatları hakkında 2-3 açıklama, ardından bir ayda 10 kilo verdiren diyet, “yavru köpeğin sahibine havlaması görenlerin yüreğini ısıtıyor” abuklukları ve internetten buldukları diğer videolar. Gerçekte olanlardan, yaşananlardan, sorunlardan ancak izin verildiği ölçüde belirli noktalara değinebildiği akşam saati saçmalıkları. Hepsi böyle değil tabi ki. Fox TV’nin de hakkını yemeyelim. Ana haber anlamında hala konuşabilen, anlatabilen birilerinin olması güzel.

TV dizilerinin yukarıda bahsettiğim içler acısı durumu bizleri yabancı dizileri takip ettirir hale getirdi bu arada. Birçoğumuz internetten dizi izliyor, Netflix yayınlarını takip ediyor, özgün yerli yapımları içermesinden mütevellit Blu TV’yi tercih ediyor. Neden mi? Öncelikle TV dizilerinin bu kadar kalitesiz yapımlar haline gelmesinin sebebi sansür. Dizilerde romantizme ve çıplaklığa (burada pornodan veya erotik filmler derecesinde çıplaklıktan bahsetmiyoruz tabi) tahammülümüz kalmamış. Her türlü kadın sömürüsü, tecavüz, istismar, kan ve silah var ancak sigaralara çiçek koyuyor, içki kadehlerini buzluyoruz. Tutarlılık mı? Buyur, yersen…

TV dizilerindeki reyting kaygısı da yapımları fazlasıyla sınırlamış durumda. Bilim kurgu ve korku dizilerini TV’lerde göremiyoruz. Sağ-sol kavgalarıyla çalkalanan 70’lerde, darbecilerin yönetimindeki 80’lerde ve koalisyonların devri olmasına rağmen Türkiye’nin hala bölgesel bir güç olduğu 90’larda görmeye alıştığımız politik hiciv kayboldu. İlk bölümünden itibaren ne olacağı, kimin kiminle sevgili olacağı belli olan, konusu uzatıla uzatıla sakıza döndürülen, kahramanlarının başından her hafta fantastik olaylar geçen yapımlar, internet dizileri hayatımıza girene kadar dimağımızı yormaktan öteye geçemedi. Reklamlarla birlikte süreleri de neredeyse üç saate yaklaştı; baydık ve baydırıldık.

Yerli Diziler “Sevdiklerimiz”

Güzel bir atasözümüz var. Yiğidi öldür, hakkını yeme. TV’de güzel diziler hiç olmadı mı? Oldu tabi.

Süper Baba

Süper Baba – Şevval Sam, Şevket Altuğ, Sevinç Erbulak

Başrollerini Şevket Altuğ ve Sümer Tilmaç’ın oynadığı Süper Baba uzun süre hayatımızdaydı ve bir efsane olarak hayatımızdan çıktı. Sevinç Erbulak, Şevval Sam, Bennu Yıldırımlar gibi isimler bu diziden çıktı desek yeridir. Dizi kadar müziği de akıllarda uzun süre yer etti.

Muhteşem Yüzyıl

Muhteşem Yüzyıl – Meryem Uzerli, Halit Ergenç, Okan Yalabık

Yerli diziler denince akla gelen önemli bir yapım da kuşkusuz Muhteşem Yüzyıl. Tabi burada Meral Okay’ın Muhteşem Yüzyıl’ından bahsediyorum. Halit Ergenç, “Alamancı” cariyemiz Meryem Uzerli, Okan Yalabık, Selma Ergeç, Nebahat Çehre bu dizinin önemli karakterleriydi. Muhteşem Yüzyıl güzel başlamasına rağmen arkasını getiremedi. İlk 2 sezonun ardından kabak tadı vermeye başladı. Devamı niteliğinde çekilen Muhteşem Yüzyıl Kösem, hayal kırıklığından öteye geçemedi ne yazık ki.

Televizyon Tiyatrosu?

Güldür Güldür – Alper Kul, Uğur Bilgin, Ali Sunal, Rüştü Onur Atilla

Olacak O Kadar, Bir Demet Tiyatro, İnce İnce Yasemince, Bir Başka Gece gibi komedi skeçlerini izleyerek büyüyen bizler, Yılmaz Erdoğan’ın Çok Güzel Hareketler Bunlar’ını çok sevdik. Hala bu yapımda ismini duyuran oyuncuları izliyoruz. Efsane isim Kemal Sunal’ın oğlu Ali Sunal’ın yapımını üstlendiği ve benzer bir formatta karşımıza çıkan Güldür Güldür, TV yayınları arasına sıkışıp kalmış bir başka güzel yapımdı.

Absürt Komediler

Leyla İle Mecnun – Son Akşam Yemeği

Bu dizi TRT’de nasıl yayınlandı acaba diye düşündüğümüz efsane Leyla ile Mecnun’un adını anmadan geçmek olmaz sanırız. Absürt komedi unsurlarını hikayesinde barındıran dizi açık ara çok başarılı ve türünün önemli örneklerinden. Ali Atay, Ahmet Mümtaz Taylan, Erdal Bakkal rolüyle efsaneleşen Cengiz Bozkurt, Serkan Keskin (hoooop!) isimlerini anmadan olmaz. Ayrıca absürt komedi demişken Ahmet Kural ve Murat Cemcir’in başrollerini paylaştığı Kardeş Payı’nı da anmadan geçemeyeceğiz. Her ne kadar Ahmet Kural’ın adını son aylarda kötü bir olay içerisinde duyduk ancak dizi güzel. Başta da dediğimiz gibi. Yiğidi öldür, hakkını yeme.

Avrupa Yakası

Avrupa Yakası – Hasibe Eren, Engin Günaydın, Binnur Kaya

Gülse Birsel’in GAG’da anlattıklarından derleyip oluşturduğu (ki bu bizim yorumumuz) Avrupa Yakası, TV dünyasında izlenen farklı ve güzel bir başka yapım olmayı başardı. Gazanfer Özcan (ışıklar içinde uyusun) , Hümeyra, Ata Demirer, Tolga Çevik, Şenay Gürler, Binnur Kaya, Hasibe Eren gibi çoğu tiyatro kökenli oyuncuları bünyesinde barındıran yapım resmen yayınlandığı döneme damgasını vurdu. Aldığımız bu gazla Yalan Dünya’nın da sevdalısı olduk ancak dizi ne yazık ki yayından kaldırıldı.

Özetle yerli diziler arasında TV yapımları kötü, TV yapımları saçma ancak seyrek de olsa güzel yapımlar izleme şansımız oldu. Ancak kalitesiz yapımların sayısının fazla oluşu ve yaygınlaşan kalitesizlik genel ortalamayı düşürmeye devam etti. Neyse ki bu noktada internet dizileri imdada yetişmiş gibi görünüyor. Şunu açıkça söyleyebiliriz. Mükemmel oyuncularımız, çok iyi senaristlerimiz ve dizilere uyarlanabilecek çok sayıda eser var. Müzikleri çok güzel yapabiliyoruz.  

İnternet Aleminde “Yerli Diziler”

Aynı bokun laciverti dizileri seyretmek istemeyenler neleri mi takip etmeli?

Masum

Masum -Ali Atay, Haluk Bilginer

Senaryosu Berkun Oya tarafından yazılan, yönetmenliğini Seren Yüce’nin yaptığı ve Berkun Oya’nın yazdığı Bayrak adlı oyunundan uyarlanan muhteşem yapımın adı. Dizinin oyuncuları da tanığımız efsane isimler aslında. Haluk Bilginer, Ali Atay, Okan Yalabık, Serkan Keskin, Tülin Özen, Nur Sürer ve Bartu Küçükçağlayan. Muhteşem hikâye, muhteşem oyunculuk.

Şahsiyet

Şahsiyet – Agah Beyoğlu (Haluk Bilginer)

Hakan Günday’ın senaryosunu yazdığı, Onur Saylak’ın yönettiği ve  baş rollerini Haluk Bilginer, Cansu Dere, Hüseyin Avni Danyal, Metin Akdülger, Necip Memili, Şebnem Bozoklu, Müjde Ar, İbrahim Selim, Fırat Topkurur’un paylaştığı, Kambura’yı konu edinen Puhu TV Yapımı.

7 Yüz

7 Yüz

Her bölümünde farklı bir hikâyenin anlatıldığı ve her yine her bölümünde “yediyüz” ve “Balıkesir” kelimesini duyacağınız değişik bir yapım. Her bölümünde farklı bir hikaye olunca oyuncu kadrosu da bir hayli zenginleşmiş. Cem Davran, Melisa Sözen, Dolunay Soysert, Damla Sönez, Sinan Tuzcu, Engin Hepileri, Genco Erkal, Belçim Bilgin… Çok isim var, hikayeleri değişik, mutlaka izlenesi…

Bartu Ben

Bartu Ben – Bartu-Küçükçağlayan, Nazli Bulu

Bartu Küçükçağlayan’ın başrolünü üstlendiği ve kendine ait kurgusal yaşamını anlattığı komedi dizisi yine bir Blu TV yapımı olarak karşımıza çıkıyor.

Yukarıda saydıklarımıza ek olarak Fi, Dip, henüz izlemeye başladığımız ve sindirme imkanı bulamadığımız Hakan: Muhafız, farklı konularından dolayı listemize girmeyi hak eden Uyuyamayanlar, özgün yerli yapımlara hasret izleyicilere ilaç olmuş gözüküyor. Yukarıda saydığım bu dizilerde insanlar öpüşebiliyor, sigara ve içki kullanabiliyor, senaryonun akışı içerisinde küfredebiliyor ve gerçekliği yakalayabiliyorlar. Ne yazık ki şu anda kalabalık bir listemiz yok ancak yeni yapımlar da karşımıza çıkacak inanıyoruz. Bu işlerin arkası mutlaka gelecektir. Sadece kaliteli insanlara bir şeyleri yapabilme fırsatı verelim ve özgür bir ortam sunalım.

İnternet dizilerinin de TV dizileri olmaması dileğiyle…